Reklam
Reklam
Av. Murat SEVENGÜL

Av. Murat SEVENGÜL


MAKAS!

22 Temmuz 2021 - 18:13


Bundan tam 6 yıl önce bugün, 7 Haziran 2015 seçimlerinin ardından oluşan kaotik ortamda PKK "Açılım Süreci" münasebetiyle durdurduğu terör eylemlerine 21.07.2015'te yeniden başlamıştı.
İlerleyen günlerde eylemler hız kazanmış, Türk parlamentosu ve siyasileri birbirleriyle istemezükçülük oynayıp Türk devleti adeta cami önüne terkedilmiş bebek gibi ortada kalmışken yüzlerce asker, polis, korucu ve sivil vatandaşımız alçakça şehit edilmişti.
O sürecin, yani hiç bir partinin diğer bir parti yahut partilerle koalisyon kurmayı samimi olarak arzulamadığı, taşın altına elini koymaktan çekindiği kaotik ortamın tek alternatifi, hiç olmazsa mevcut siyasi iktidarın yine tek başına yoluna devam etmesiydi.
O şartlarda kötünün iyisi diyebileceğimiz bu alternatife, 7 Haziran genel seçiminden 3,5 ay sonra yapılan 1 Kasım erken genel seçiminde, 7 Haziran'da farklı oy kullanmış olan ben dahil 3 milyona yakın seçmen iktidara ödünç oy atarak destek verdi.
Bunun kıymetini henüz 1 yıl geçmeden 15 Temmuz 2016'da yaşanan menfur hadisede anladık. Maazallah 15 Temmuz hain darbe/işgâl girişimi, 7 Haziran-1 Kasım 2015 arasıyla aynı kaotik ortamda gerçekleşseydi yani 1 Kasım 2015'de sandıktan tek başına iktidar (siyasi istikrar) çıkmasaydı bugün belki bambaşka bir kaosta yaşıyorduk.
15 Temmuz hain darbe/işgâl girişiminin ardından teşekkül eden ve benim de samimiyetle desteklediğim Cumhur İttifakı'na ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin oylandığı Referandumda siyasi iktidarın tezine milletin verdiği destek de hep aynı mahiyetteydi; siyasi istikrar devam etsin.
Nitekim bunun meyvelerini de aldık. O tarihten itibaren başlayan, içeride ve dışarıda terörle mücadele, Karabağ'da, Libya'da (Doğu Akdeniz meselesi) ve son olarak Kıbrıs'ta ortaya konulan irade, özellikle savunma sanayiinde katedilen uzun yol hep bunun meyveleridir.
1 Kasım 2015 genel seçimlerinden itibaren doğru veya yanlış hangi çizgide olmuş neyi savunmuşsam, 21 Temmuz 2015 tarihli aşağıdaki analizden itibaren başlayan bu bakış açımın
neticesidir.
...
Bugüne dönersek, gelişen olaylar itibarıyla şahsi görüşüm 14 Haziran 2021 Erdoğan-Biden görüşmesinden bu yana yine yeni bir sürecin başladığıdır.
Esasen emarelerini henüz Erdoğan-Biden görüşmesinden önce, geçtiğimiz 29 Mayıs'ta Ayasofya'nın minberinden, Devletimizin kurucusuna lânet okunmasıyla birlikte iyice göstermeye başlayan ve en son Devletin televizyonunun yönetim kuruluna tescilli Türk, Atatürk düşmanı bir gazeteci kadının atanmasıyla devam eden, araya Diyarbekir'de "Biji"li, "Serok"lu yeni "Açılım" fragmanı serpiştiren bu süreç, bir Türk milliyetçisinin arkasında durabileceği bir süreç değildir.
Son haftalardaki paylaşımlarımın arka planında yatan, temel olarak bu tespitimdir.
Karınca kaderince bu sayfadan şahsi görüşlerimi sizlerle paylaşmaya devam edeceğim. Bir farkla ki bundan sonraki görüş ve tespitlerimi tahmin ediyorum iktidar kanadından ziyade muhalefet kanadı beğenecek.
Zira yine ben, keni baktığım zaviyeden, şahsi doğrularımı dillendireğim.
10. Köy uzunca zamandır bana yabancı değil.
Yadırgayacağımı zannetmiyorum.
Görelim Mevlâ neyleyecek...

YORUMLAR

  • 0 Yorum