Reklam
Reklam
Av. Altan BOZDEMİR

Av. Altan BOZDEMİR


KENDİMİZİ BULMAK!

04 Nisan 2020 - 09:36

    
   1 Nisan 2020 günü evimde kendi karantinamda iken, şeytana uyup, Diyarbakır yöremize ait “fincanın etrafı yeşil” türküsünü söyleyerek bir özçekim yaptım. Bu özçekimi de facebook ortamında paylaştım, başlığına da “can sıkıntısı” yazdım. Bu türkü söyleme merakımın nereden geldiğini de ayrı bir yazı konusu yapmayı planlıyorum, ancak daha sonra.
     Tabii beğeniler, bunun yanında da güzel yorumlar aldım. Ancak; Ali hocam (Ali Eyce) özçekimimi beğenmemiş olacak ki, canın sıkılacağına bize yaz dedi. Kendisinin sesimi beğenmediğini sanmıyorum, olsa olsa ilkel çekimimi beğenmemiştir. Tabii Ali hocamızın istemini emir telakki ettim ve başladım bir şeyler karalamaya.
     İnsanoğlu bu tür felaketlerle tabi ki ilk kez karşılaşmıyor. Tarih boyunca gerek bizim toplumumuz, gerek batı toplumları buna benzer trajediler yaşadı. Her toplum da bu tür trajedilerden nasıl kurtulabileceğinin yolunu bir şekilde buldu. Bu tür pandemiler, Avrupa’da yeni sanatların ve sanatçıların da doğmasına yol açmıştır. Bunlardan biri de 14. yüzyılda yaşamış olan Giovanni Boccacio’dur. (Covanni Bokaçço şeklinde okunur)
     Giovanni Boccacio, 1313 yılında Floransalı bir bankacının evlilik dışı çocuğu olarak doğmuştur. Napoli’de hukuk eğitimi alır ve hukuka yönelir. Bu dönemde edebiyatla da uğraşmakta şiir çalışmalarında bulunmaktadır. (avukatlıkta para olmadığını o da anlamış - yazarın notu -) 1348’de kara ölüm veba Floransa’yı etkiler ve Floransa nüfusunun % 75’ini kaybeder. İşte bu kara ölüm günleri Boccacio’nun hayatının dönüm noktasıdır. Boccacio 1349’da ünlü olmasını sağlayan “Decameron”u yazmaya başlar, 1352’de bu eserini bitirir. Artık meşhur bir yazardır. 1370 - 1371 yıllarında bu eserini tekrar yazar. Tekrar yazmasının nedenini tabi ki bilemiyoruz, belki de eklediği veya çıkardığı unsurlar olmuştur. Bu eserinin orijinal yazıtları günümüzde halen mevcuttur. Bu eserde bir veba salgınından kaçan on kişinin şehirlerden uzakta önce bir çiftliğe sığınmaları daha sonra da bir köşke sığınmaları konu ediliyor. Şehirlerden ve toplumdan uzakta on gün geçiriyorlar. Bu on gün boyunca birbirlerine hikayeler anlatıyorlar, on günün bitiminde birbirlerine yüz hikaye anlatmış oluyorlar.
     Bu eserinin yayınlanmasıyla Boccacio, dünya edebiyatının ilk hikayecisi olarak sayılmaktadır. Çünkü o zamana kadar hikayeler sözlü kültürde yer almaktaydı. Boccacio, halk hikayelerini bir nevi derleyerek, “hikaye”nin yazılı kültür öğesi olmasını sağlamıştır. Tartışmalara sebep olsa da ilk roman yazarı olarak da kabul edilir.
     Gördüğünüz gibi bu tür trajedi günleri, insanın kendine dönüp, tefekküre dalmasını ve yeni şeyler üretmesini hatta yani türler yaratmasını bile sağlayabiliyor. Bizim neslimizin şansı, her zaman bir bilgi deryasında yüzebiliyor olmamızdır. Akıllı telefonlarımızla her tür bilgiye ulaşabiliyoruz, bu bazen asılsız bilgilerle dolu bilgi kirliliğine yol açsa da elimizdeki sonsuz bilgi kaynağının kıymetini bilelim. Ya da her şeyden uzak evimizde tefekküre dalalım. Belki biz de bir şeyler üretebiliriz ya da en azından kendimizi bulabiliriz. Ama ne olur evimizde kalalım..     
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum